24 Nisan 2025 Perşembe

Gece Vardiyası//Annie Crown Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Ramazanın ortasında bir kitaba başlamıştım ama kitabın çokta bu ayda okunacak gibi olmadığına karar verip Ramazan’dan sonra okurum dedim. Geçen okudum ve bitti. İyi ki böyle bir karar almışım sdfghjklş
Kitap tam bir romantik severler için, yani kapağı.
İçerik olarakta gerçekten çok tatlıydı ama anca yüz sayfası falan. Geri kalan zaten eğer başka türlüydü. Buna birazdan değineceğim inşallah. :)
Kısa ve akıcı kitabın yorumu az olur diyerekten devam ediyoruz. :D



Bir kitap kurdu ve basketbol oyuncusunun yolları kesişirse... 
Yalnız takılmayı seven Kendall Holiday, cuma akşamlarını kütüphanede gece vardiyasında çalışıp, fırsat buldukça aşk romanları okuyarak geçirmeyi ve kendini kitap kurgularında kaybetmeyi tercih eder. Ancak bu durum, basketbol takımının kaptanı Vincent Knight, yaralı bileği, asık suratı ve nefret ettiği bir ders için şiir önerilerine ihtiyaç duyarak ortaya çıktığında değişir. Uzun boylu, yakışıklı ve hazırcevap olan Vincent, Kendall’ı daha önce kimsenin zorlamadığı gibi zorlar.
Kendall farkında olmadan başrolünde kendisinin olduğu aşk romanına balıklama atlar fakat bir sorun vardır: Gerçek hayatta mutlu bir sona ulaşmak, klişe dolu romanlardan çok daha fazla doğruluk gerektirir.


Kendall cuma gecesi okulun kütüphanesinden vardiyadayken sessiz sakin geçeceğini düşünür ama hiç ummadığı kişiyi karşısından görünce hem şaşırır hem de burada olmasının sebebiyle ona takılır am aişler istediği gibi gitmez, ya da gider mi?
Hiç ummadığı şeyler olduktan sonra başka bir şey düşünemeyen Kendall sadece kitaplarının dünyasındayken çıkıp, gerçek hayatı görebilecek mi?
Kendall iyiydi, hoştu ama sürekli kafasında kurup inanması(bizide inandırması) çok sıktı yani. Tamam en çok senin kalbi kırılacak, en son sen utangaçsın. :D
İşin şakası sona doğru arkadaşının söylediklerine yüzde yüz katılıyordum.
O yüzden hem sevdim hem de çok sevemedim.
Bir de kardeşim her şeyden o kadar uzak olup, bu kadar cesur olmakta şaşırttı yani.


Vincent sakatlandıktan sonra edebiyat dersi için gittiği kütüphaneden eğlenerek ayrılacağını hiç düşünmemişti. Şiir derslerini sevmesede notları için şiir okuması gerekirken Kendall ile tanışıyor.
Daha ilk dakikadan ondan hoşlanır ama işler hiçte umduğu gibi gitmez.
Şimdi böyle anlattım ama kitapta Vincent öyle abartacak kadar ortada değildi. Gerçi kitap çok uzunda değildi, yani kısa olduğu için Vincent’i çok detaylı okumadık ama ondaki mevzu çok tatlıydı, doğrusu bunu beklemiyordum.
Utangaç oluşu kitaba ayrı bir hava katmış, normalde böyle basketbol kaptanları falan okulun en çapkını, popüleri olur ve bir anda okulun en masum kızıyla çıkmaya başlar. Ama burada Vincent öyle değildi, onu beğendim işte. :)
Belkide kitapta en sevdiğim şey Vincent’in farklı bir karakterde olup, tatlı olmasıydı. Hazır böyle bir karakter bulmuşken daha çok jestlerini falan okumak isterdik ama olmadı ne yazık ki.


Kendall’ın arkadaşlarından birini çok anlamadım ama aynı evde kalıp böyle güzel arkadaş olmalı, birbirleriyle aile gibi olmaları güzeldi. Sadece son kısımda biri için saçma bir şey yazılmış, inşallah yanlış yazılmıştır çünkü GEREK YOKTURDU!!!!
Vincent’in arkadaşları da iyiydi, biri için acaba devam kitabı çıkar mı merak ettim açıkçası. Onların hikayesi ne olur bilinmez ya da biz mi kafamızda kuracağız acaba bilemedim.

Gelelim diğer detaylara.
Kitabı elinize aldığınızda ya da ilk gördüğünüzde şey diyebilirsiniz, ne kadar tatlı, minnoş bir kitap. Ama arkadaşlar dışı sizi içi beni yakar asdfghjklş
Yani kitabın yetişkin içerikli olduğunu biliyordum ama bu kadar olacağını bilmiyordum. Yukarıda dedim ya yüz sayfa sadece konu var, gerisi hep smut.
Sen her şeyden habersiz bir kızsın Kendall bu ne haller???
Aşırı abartıydı ve bazı kısımları o kadar uzatmış ki atla atla kitap bitti. :D Şaka gibiydi yaa.
Bir de en son teşekkür yazısında annesine okuma dedim ama okuduğun için teşekkür demiş. Yav abla bir git yaaa :D
Yani annene okuma demişsin ama okumayan kimse kalmadın herhalde. Yani sırf daha çok popüler olsun diye bu kadar detaylı yazacaktın ismini ya da kapağı başka şey yapsaydın. İki tane masum öğrenci oldu mu sana grinin elli tonu ki belkide grinin elli tonu bu kitaptan daha masum kalırdı.
Şok oldum yani.
Tiktok okurları azıcık kendinize gelin, edebiniz nerede kaldı?????? Asdfghjklş
Gülüyorum ama cidden yeter yani, kitabın bu kısımları çıkarsak çok bir şey kalmıyor elimizde. Konu güzel aslında, bu konu üstünde daha güzel şeyler yazabilirdi ama ablamız başka şeyler yazmakta daha diretmiş belli ki.


Çok bir edebi değeri olmayan(şiirler hariç, onlarıda ben okumuyorum) bir kitaptı. Dümdüz, sizi yormayan, benim için smut çokta önemli değil diyorsanız bakın ama bakın kitap çerezlikten çok başka bir şey.
Akıcı olması güzeldi, bu kısa ya da sadee mevzunun yüz sayfalık olmasından dolayı değil yazarın kalemi akıcıydı. Seriyse ve arkadaşları çıkarırlarsa konusuna göre okurum belki ama umarım bu kadar yetişkin içerik olmasın. Tamam bazı kitaplarda böyle ama eğer bazı şeyleri bayaa detaylı yazıp uzatacaktın bari biraz daha randevu vs gibi hoş sahneler yazsaydın, işleri güçleri başka şeydi. Neyse. :D




Kitaba Puanım 5/3,5^^





Aslında alıntı vardı ama elimde post it yoktu, ben de yapıştırırım sonra dedim yapmadım kaldı öyle. O yüzden alıntı bu sefer yok. :) Ama diyorum ya anlamlı alıntılar vardı. :)






Bir yorumda böylece biter, başka yorumlarda görüşmek üzere^^




Buralarda da varım^^





23 Nisan 2025 Çarşamba

Bronz 1//Özge Naz Kitap yorumu^^

 Selamlar^^
Sosyal medyada gördüğüm ve okuyan herkesin genel olarak beğendiği seriyi ben de okudum ve bitirdim, yani birinci kitabı. Kitap hakkında hiçbir şey bilmiyordum, çok ilgimi çekmiyordu açıkçası tarzı ama yayınevinden mesaj gelince ve okuyan arkadaşıma danışınca oku dedim. İyi ki okumuşum. Tamam benim tarzım değil, içerik olarakta çok kafam karıştı ama zekice yazılan kitapları seviyorum, araştırılıp, bunun üzerine çok düşünerek çıkmış kitapları. İşte bu kitapta onlardan biriydi. Kitap daha ilk sayfasından sırlarla bezeli ve son sayfasına kadar herkes şüpheli ya da olayların daha yüzde biri anca ortaya çıkıyor, hatta o kadar bile çıkmıyor.
Bir de ne derler bilirsiniz, ilk kitabın, ilklerin günahı olmaz. İlla ki eksiklikler, kafaya oturmayan şeyler olacaktır. Bir de kitabın sonu öyle bir bitti ki dedim tamam, demek karakterimiz bu yüzden böyle davranıyor. Onu da devamında anlayacağız gibi.



“Kartlar yeniden dağıtıldı. Kartlar kaderimizdi. Kimse kaderinin dışına çıkamadı.”
Karanlık örgütün kurduğu düzen için doğmuş bir kız çocuğuyken ona verilen en büyük ceza sevgisizlikti. Kaderini kabullendi ve kartını oynadı.
O kim miydi?
Hisar Alatav. Hayır, sil. His Alatav.
Karanlık düzenin kıyameti olmak üzere.
O ise Bronz. Karanlık örgüte başkaldırıp kartları yeniden dağıtan adam. Ona Bronz derler… Onların tohumları el bebek gül bebek değil; el bebek öl bebekti.


His talihsiz bir ailede doğmanın acısını şimdiki yaşına kadar yaşamıştır ama onun getirdiği avantajlarda vardır. Zeki olmak ve kendi kendine yetebilmek. Ailesinin başına gelenlerden sonra hayatına piyanist olarak devam eden His annesinin kendisinden neden nefret ettiğini öğrenmek için onun günlüğünü bulmak ister. Şu an en istediği şey günlük ama kimsenin görmediği, bilmediği Bronz'u da tanımak ister.
İkisi içinde hiç bilmediği şeylere bulaşır ama gerçekten her şeyi bilmiyor mu?
His çok farklı bir karakterdi, zaten yaşadıklarını henüz hiç bilmiyoruz, parça parça öğreniyoruz ki zaten doğru düzgün bir şeyde öğrenmedik o da ayrı. Serinin devamında illa ki ortaya çıka mevzular ama bakalım neler olacak. Aklımda bir şeyler var ama olur mu bilemiyorum.
His'in yaşadıklarına çok üzüldüm, ailesinin kendisini sevmemesi çok kalp kırıcıydı. Hatta annesinin bunu günlüğe yazması ki bir her bölüm başı okuduk yazdıklarını(His'ten önce yani). Ben çoğunu okumadım, kadının nefreti okunu gibi değildi, her ne kadar karakterde olsa.
O yüzden His'e günlüğü okuma dendiği zaman okumaması daha hayırlı bence ama bakalım neler olacak.
Bazı yaptığı mantıksız hatalar vardı, hatta okurken beynimi yakan cinsten ama onunda bir sebebi olacağını düşünüyorum, yani kitabın sonunda olanlardan sonra onu düşünüyorum. O yüzden o kısımların çok üstünde durmama kararı aldım.


Bronz hakkında çok bir şey diyemeyeceğim. Sadece bu kadar aranan, kimsenin görmediği adamın nahif oluşu, hatalar yapması(son kısımlarda) beni şaşırttı. Ama onlarında açıklaması olacağını düşünüyorum. Ama Bronz'u okumak, His'le olan davranışları falan çok tatlıydı. Umarım devam kitaplarda daha çok sahnelerini görürüz.

Diğer karakterlerin hepsi kendine özgüydü. Hepsinin yaşadıkları çok zordu ve bu hale neden geldiklerini okumak hem üzdü hem de neden olduğunu öğrenmek güzeldi. Herkes hakkında az çok bir şeyler öğrendik ama esas karakterin halen daha sır küpü olması. Bence bu kitabı heyecanlandırıyor.
Çok karakter var ama hepsinden emin olmak için devam kitaplarda okumak istiyorum açıkçası. Yani ne kadar az çok tanımış olsakta son kısımlarda bazı şeylerin olması kafamı karıştırmadı değil.
O yüzden bu kısmı fazla uzatmadan geçiyoruz. :D

Kitabımız kartlar üzerinden başlıyor, yani dünyayı yönetenler var ve bunlarında ellerinde isimleri, özellikleri olan kartlar var. Yazar bunları tarot kartlarından yola çıkarak yazmış. Ben tarottan anlamam, o yüzden okurken fantastik ögeler gibi geldiği için çok dikkat etmedim ama bir takipçim ben tarot sevmiyorum kitapta geçiyor mu dedi. Şimdi böyle yaklaşınca bilenler ve sevmeyenler için hoş olmayabilir ama zaten kitapta bundan yola çıkarak yazıyor. Baştan hayal ürünü olduğunu bildikten sonra çok üstünde durulacak bir şey değil ama His'in her gün bir kart seçmesi, bir mum söndürmesi falan bunlar kitabı ilginç hale getiriyordu. Ve yine anlayacağınız üzere hiçbir şey bilmiyoruz.
Bu kısımlar dışında öyle vurmalı krımalı şeyler beklemeyin. Ben daha çok mafya kitabı sandım ama eğer kıyaslama olamayacaksa örnek olarak Bülbül Kapanı'nın daha çok mafya ve şiddet içerdiğini söyleyebilirim. Bu kitap biraz daha zeka üzerine yazılmış gibi, yani akıl oyunları gibi. Bu daha uydu bence.


Yazarın kalemiyle ilk defa tanıştım, bir tane asker kurgusu var. Onu da çok övüyorlar, almayı düşünüyordum ama ilk bu kitapla tanışmak kısmet oldu. Yazarın kitabın üstünde çok durduğu, araştırdığı ve ince eleyip sık dokuduğu belli. Puan verirken beynimin yanmasından dolayı puan kıracaktım ama oturup düşününce kitap o kadar zekice yazılmış ki o puanı verirsem ayıp etmiş olurum açıkçası. Bu yüzden hak ettiği puanı verdim.
Bir de fark ettim ki ben zekice yazılan kitapları daha çok seviyorum. Üstünde çok durulan, araştırılan kitapları. Yani akıcı, kafayı yormayan kitapları da seviyorum ama bu tarz kitaplarda daha bir akıcı ve sevilesi oluyor gibi hissettim. O yüzden zekice kitapları seviyorsanız okuyabilirsiniz.


Kitabı okurken sürekli beynimi yaktı, neden böyle oldu ki falan gibisinden sürekli yorumlarda bulunuyordum. Sonra final son bölümü okudum ve her şey yerine oturur gibi oldu. Tabii bu sadece benim tahminim ama öyleyse mantıksız şeylerin neden böyle olduğunu anlam verdim ama yukarıda da dediğim gibi ilk kitabın günahı olmaz arkadaşlar, o yüzden devamına bakalım nasıl olacak.
Bunların yanında akıcı olması da kitaba artı puan veriyordu. Hem bu tarz olup, hem akıcı olması güzel bence. Kısacası benim önyargımı yıkıp, sevmeme neden olan bir kitaptı. Ben de merak ediyorum diyorsanız bir şans verebilirsiniz. Ve duyduğuma göre ikinci kitap daha güzelmiş, heyecanlandım. :)
Tasarımı çok güzeldi ve bir anlamının olması hoş. Bu yayınevinden okuduğum ilk kitaptı. içinde şeffaf ayracı ayrıca güzeldi.
Kitabın bu ikinci farklı basımı, ilk başka bir yayınevinden çıkmış ve anladığım kadarıyla yazar bu yayınevinden çıkan kitapta eklemeler yapmış, yani okumak isterseniz bu yayınevinden almaya özen gösterin derim. :)



Kitaba Puanım 5/4^^



Alıntılar^^


"Sen öyle her çağırana gelir misin?" diye sordum, sesimdeki alaycı tonun farkında olarak.


*****

"Suçsuz olduğunu kanıtlamak istiyor musun?" diye sordu.
"Evet!" diye sağır edecek şekilde bağırdım. "Evet! Evet! Evet!"
"Nikah masasında değiliz, o sesini alçalt biraz," dedi.


*****


"... Hisar, inanmıyorum sana. Gözyaşlarını boş yere akıtma, yanakların ıslanınca kurulamak zorunda kalıyorum ve bunu istemiyorum."


*****


"Çok gerçekçi fakat bir o kadar sahteydi. Biz de öyleydik zaten.


*****


"Kimse daha önce bana ne çaldığımı sormamıştı. Hem de hiç kimse."
"Kimsenin ilki olmamıştım," dedi.
"İlk olmak değişik bir şeymiş. Ne hissetmem gerekiyor?"
"Pişmanlık," dedim.







Başka yorumlarda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^




Buralarda da varım^^











6 Nisan 2025 Pazar

Sarı Puantiyeli Şemsiye İncelemesi//Blogları Canlandırma Projesi Mart Ayı^^

 Selamlar^^
İlk olarak geçmiş Ramazan bayramınız mübarek olsun. Biraz geç yayımlıyorum yazımı, bayram yoğunluğu sebep diyebiliriz. Bir de ne yazacağıma karar veremedim bir türlü. Aslında temamız güzeldi ama yoğun geçen bir aydan sonra anca karar verip, yazabiliyorum. Bu sefer ki yazım diğer yazılardan çok farklı. Yorum değil de inceleme yazısıyla geldim.
Sarı Puantiyeli Şemsiye kitabını seneler önce okumuştum, geçen(Mart) ayında bir kez daha okudum ama hem kadın yazar olması hem de karakterimizin duruşuyla ilgili bir kaç şey söylemek için böyle bir yazı tercih ettim.
Kitap için yaptığım yorumun linkini en sona eklerim. :)



Karakterimiz Defne kendisi tam bir çapkın. Yani öyle herkesle görüşen biri değil, yakışıklı ve sevecen olan bütün erkeklere bakan biri ama Emre'yi gördükten sonra onun ailesine karşı olan davranışlarını, işine olan sevdasını, sevecenliği ilgisini çekiyor. Kuzeni sayesinde Emre'nin kardeşleriyle de görüşmeye başlayınca daha iyi tanımaya başlar. Bu sebeple Emre ile yan yana gelme şansı daha fazla oluyor.
Buraya kadar her şey normal, biraz uçuk kaçık bir karakter olduğu için Defne'nin ağzında bakla ıslanmıyor tabii ki. Kendine münhasır bir kişiliği var.
O yüzden çok sevdim ama asıl sevgisinin karşılığını alamayıp, Emre ben istemiyorum dediğinde Defne'nin duruşu oldu.
Gururlu kadınlara hayranım, bir erkek git dediyse gidin kardeşim.
İşte Defne'de bunu yaptı, ilk okuyan biri der ki yok ya Defne sevdasına sahip çıkar, iteklensede, aşkına karşılık bulmasada Emre'nin peşini bırakmaz diyebilir ama Defne öyle değildi işte.
İlk okuduğumda da bu kısımlardan çok gurur duymuştum, şimdi de. Hatta açar açar okurum o kısımları şimdi. Genel olarak tabii ki kadın karakterlerin gurur mevzusu bizi bazen sevindiriyor ama bazen kızım gururun yok mu diyoruz yani, yalan mı?
İşte Defne gururun nirvanasını yapıp, bütün kadın karakterleri alt etti.
Önerdiğim kişilerinde  kitabı sevdiğini ama bu kısmı, Defne'nin duruşunu daha çok sevdiğini söylüyorlar.

Böyle bir yazıyı neden yazdığımı şu an bile düşünüyorum ama bu tarz incelemeyi hak eden bir kitap ve karakter.
Defne'ciğim canım benim sonradan da Emre'nin yaptıklarını hep es geçti, bazılarının(Emre'nin) aklı başına gelir gibi oldu ama ona da hak vermenin yanından yine Defne'nin hemen yelkenleri suya indirmemesi daha bir sevindirdi bizi.
İşte Defne ne kadar dışa dönük, sevecen, açık sözlü olsa da onunda sınırları var ve okurken bizi çok mutlu eden sınırlar.
O yüzden kitabı romcomdan ziyada daha çok kadın karakterimizin gururunu nasıl koruduğunu, kadın karakterleri nasıl yücelttiğini yazmak istedim.
Ve çoğu karakterin iç hesaplaşması, yaşadıkları zorluklar, kaybetme korkusu falan çok iyi yansıtılmış. O yüzden diyorum ya eğlenceden ziyade öğrendiğimiz çok şeyde var bu kitapta.
Bu kitabın yanından seriyi de sizlere öneriyorum, önerip okuyan herkes çok sevdi. Sizde seversiniz bence. :) Bu arada temamızda Kadın Yazarlarımızda vardı, bu sayede o temamızı da işlemiş oldum. Eskiden günümüze bir sürü kadın yazarlarımız var ve olmaya devam ediyor. Çoğunun kalemi çok iyi, yıllarca takip ettiğim Betül Güçlü kalemininde her çıktığı kitabında kendini nasıl geliştirdiğine her kitapta şahit oldum, sonra çıkardığı kitaplar ise her zaman bir öncekinden harika, ama ayrım yapmak olmaz, hepsinin yeri de ayrı bende. Bu seride her karakter, konu farklı. Aşk ve Diğer İhtimaller var mesela, orada psikolojik bir olay geçiyor ve okuduğunuzda diğerlerinden farklı olduğunu anlıyorsunuz. O yüzden ayrı okuyabilirsiniz ama onun yanından ben seriyi komple okumanızı tavsiye ederim, ayrıca yazarın diğer kitaplarını da. :)


Hepimizin(bekarlar) Defne kadar gururlu olup, sevdiği adamdan karşılık alıp, onun gibi sevilmek nasip olur inşallah. Ama mümkünse hayırlısıyla olsun. :D Emre'nin bir ablası, bir kardeşi, bir de babaannesi var. Ya onlar kötü çıkarsa? :D





Nisan ayı temamız Spor, Mutfak, Hukuk, Baharın Gelişi(Yağmur, Çiçekler). Çok fazla temamız var, istediğiniz bir konuda yazabilirsiniz, bekleriz efenim^^




Kitabın yorumu için Tık Tık^^
Blogları Canlandırma Projesi yazıları için Tık Tık^^




Diğer yazılarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^




Buralarda da varım^^








28 Mart 2025 Cuma

Yalnızlığın Kara Laneti//Brigid Kemmerer Kitap Yorumu^^

 Herkese selam^^
Hayırlı Ramazanlarınız olsun, şu an bunu yazarken Ramazan ayındayız, inşallah Ramazan bitmeden paylaşırım. :D Şu cümleyi yazdıktan sonra aradan birkaç gün geçti bile. :D Diyorum ya anca yazıyorum, paylaşıyorum falan.:/
Gelelim kitaba, seriyi yıllar önce almıştık, son kitabı da aldık ama ikinci kitap sürekli basım sıkıntısı yaşadığı için kaç senedir daha yeni alabildik. Eee almışken, bir de Çirkin ve Güzel uyarlaması olunca aklımı çeldi. O yüzden okumaya başladım.
Evet güzeldi, akıcıydı ama beklediğim gibi değildi. Tabii beklentimde yüksekti, ondan de beklediğimi bulamamış olabilirim. :)



Âşık ol, laneti boz.
On sekizinci yaşının sonbaharını tekrar tekrar yaşamaya lanetlenen Kordiyar veliahtı Prens Rhen, bir kızı kendine âşık edebilirse laneti kolayca bozabileceğini sanmıştı. Fakat önüne çıkan herkesi ayrım yapmaksızın parçalayıp öldüren bir canavara dönüştüğünde, işinin o kadar da kolay olmayacağını çabucak anlamış, sonunda kendi kalesini, ailesini ve umudundan geriye kalan son kırıntıyı da yok etmişti.
Harper için hayatta hiçbir şey kolay olmamıştı. Uzun süredir ortalarda görünmeyen babası, ölüm döşeğindeki annesi ve serebral palsisi nedeniyle devamlı kendisini küçümseyen abisi Harper’ı ayakta kalmak için sert ve dayanıklı olmaya mecbur etmişti. Ancak bir gün sokakta saldırıya uğrayan bir kadına yardım etmek isterken kendini bambaşka bir dünyada buldu.
Laneti Boz, Krallığı Kurtar.
Harper nerede olduğunu ve neye inanacağını bilmiyordu. Prens mi? Lanet mi? Canavar mı? Harper, Rhen’le vakit geçirdikçe asıl tehlikenin ne olduğunu anlamaya, Rhen de Harper’ın, baştan çıkarması gereken sıradan bir kız olmadığını fark etmeye başlayacaktı.
Fakat Harper’ı, Rhen’i ve ülkedeki herkesi Kordiyar’ın esiri olduğu lanetten kurtarmaktan daha fazlası gerekecekti.


Yıllar önce babasının bulaştığı kötü adamlar yüzünden kardeşinin yaptığı işi kollamak için beklediği sırada zorla götürülen kadına yardım etmek ister ama yapan adamla kendini bir anda çok farklı bir yerde bulunca ne olduğunu anlayamaz.
Birkaç kere kaçma girişiminde bulununca buradan çıkma ihtimali olmadığını anlar ve kaderine razı olur.
Kulede sadece prens ve komutan vardır. Canavarın ünü sebebiyle kulede kimse kalmamıştır ama bunların yanından garip şeyler olmaktadır.
Harper'ın ilk baştan hemen olaya adapte olması çok saçmaydı. Sonuçta geldiğin yer çoook farklı ve kafayı yemiş olabilirsin. Hiç bunları düşünmeden ilk kaçmak istedi, sonradan hemen alıştı, sorgulamadı.
Yani neden böyle saçma bir şey oldu anlamadım ama sonradan yaptığı fedakarlıklar, Rhen için yaptıkları çok güzeldi.
Sevdim kendisini yani. :)


Rhen, yıllar önce yaptığı hata sebebiyle ailesini kaybetmiş ve lanetlenmiştir. O günden sonra sürekli döngüler olur ve bir sürü kızı kule getirmişlerdir ama bir türlü kızları kendine aşık edemez. Son şansı ise Harper'dır.
Bildiğimiz masaldaki çirkin kendisi. Bu zamana kadar sadece laneti bozmak ister ama Harper'ın yaptıklarından sonra halkının tek kaldığını fark eder ve onun için bir şeyler yapmak ister.
Rhen sürekli başlarda nasıl kibirli olduğunu anlatıp, sonrada o kibrinden hiçbir şey kalmaması ve halkını düşünmesi o kadar güzeldi ki. Yani kitabın belki de kilit noktası, güzel tarafı buydu diyebiliriz.
Devamında neler olacak, çıkan sırlardan sonra ne gibi kararlar verecek merak konusu. O olay zaten başlı başına derin bir mevzu.

Diğer karakterlerden komutanın bir ara aşk üçgeninin içine girecek diye korktum, umarım diğer karakterlerden bir şeyler olur ki yani bundan sonra Harper kimi seçecek mevzularına giremeyiz artık.
Ve komutanın en sonra yaptıkları kafa karıştırıcı, neden böyle yaptı sorularının cevabı devamında olacak gibi.
Kitapta en sevmediğim şey ise Harper'ın kardeşi. Yani güzelim kitabın içine neden edersiniz ki. Tamam şöyle bir üstünden geçti tamamdır, bir anda kitabın devamına dahil oldular. Gerek var mıydı diye sorarlar adama? O yüzden puan kırdım, normalde farklı bir puan verecektim ama bunu hak etti. İnşallah devamından görmeyiz, lütfen yaniiiiiiii.


Fantastik olarak çok ahım şahım değildi tabii ki ama öyle sürekli yenilenen yemekler, müzik çalan salon ve sonradan dönüşen canavar mevzusu güzeldi.
Beni çok fazla yükseltmedi kendine ve tek kitapla her şey bitebilirdi, çokta devam etmeye gerek yoktu yani. Bir yüz sayfa daha ekle bitsin gitsin.
Şu an devamını okumak istersem sırf Harper ve Rhen arasından olanları merak ettiğimden okurum ama belli de olmaz, bakmışım hiç seriye devam etmiyorum. :D Bu aralar o kafadayım nedensiz. :D
Akıcı oluşu çok güzeldi ama bazı yerlerinden o kadar hatalar vardı ki tekrar tekrar okudum. Artık yazardan mı yoksa çeviriden mi bilemiyorum ama bir sıkıntı vardı.

Çok yormayan fantastik istiyorsanız tam sizlik, hem uyarlama seviyorsanız bu da güzel olur ama bu konu sebebiyle beklentiniz çok fazla olmasın. Ben çok fazla bir Çirkin ve Güzel mevzusu göremedim, öyle evrilseydi kitap daha mı güzel olurdu ne. Ve devamını okumasam da keşke devamındakilerde farklı masallar uyarlaması olabilirdi, ilgide çekebilirdi yani.
Kısacası okumak isterseniz yorumum böyle, karar size kalmış^^




Kitaba Puanım 5/3,5^^




Alıntılar^^



"Demir Gül büyülü değildir."
"İyi. Nedir öyleyse?"
"Lanetli."


*****


"Sana aşık olmayacağım," dedi.
Söyledikleri şaşırtıcı değildi. İçimi çektim.
"İlk olmayacaksınız."



*****


Elbette son şansım beni hakir gören ver her fırsatta yeni bir sorun çıkaran bir kız olacaktı. Öne atılan her adım, geriye iki adım gitmeye yazgılıydı.



*****


Bu, tüm döngülerin en acımasızı gibiydi, bana yanımda duracak kadar cesur bir kız bahşedilmişti ama geri dönmek istediği bir evi ve ailesi vardı.





"Kendine bir şey almadın."
"İhtiyacım olan bir şey yok." Zaman hariç.






Bir yorumun daha sonuna geldik, başka yorumlarda görüşmek üzere^^
Sevgiyle kalın^^



Buralarda da varım^^







20 Mart 2025 Perşembe

Son Zamanların En Sevdiğim Dizisi: Severin//Türk Dizi Yorumu^^

 Selamlar^^
En son ne zaman Türk dizi yorumu yaptım şu an hatırlamıyorum. Genelde izlemeye başlamış olsam da devam edemediğim için genelde Türk dizilerini bırakıyorum ama bu sene ilk Aşk-ı Memnu'yu bitirdim, sonra Avrupa Yakasına başladım ama onu 46 gibi bölümde bıraktım, çünkü bu dizi önüme çıktı. :D
Dizinin youtubeda shorts videolarda gezerken önüme bu dizinin editi düştü. Yayınlandığı zaman öyle bakıyordum ama çok ilgimi çekmiyordu açıkçası. Ben çift kimyasına bakarım ama o zaman o kimyayı hissedemedim. Ama şimdi izleyince neden o zaman devam etmemişim dedim. :D
Çünkü çoooook güzeldiiii. Evet sona doğru, reyting ve bitme kaygısından dolayı saçmalamışlar. Son dört-beş bölümü atlayarak bitirdim, hem meraktan hem de saçmalıktan.
Ama o başlar, çiftin uyumları, konuların her bölüm farklı olması güzeldi. Lakin bu diziden bir Tolga Tuna geçti ki arkadaşlar, işte asıl efsane oydu.
Nedenini devamında söyleyeceğim.
Ben tam bir yaz dizisi severim, geçen yaz diziler olmadığı için aşırı üzüldüm. Saçma bir yazdı yani. İnşallah bu sene olur ya, seviyorum ben öyle rahat, sıradan, şapşik, anlaşmalı, bol güneşli ve bol romantik dizileri seviyorum ama gelin görün ki işte maliyet fazla oluyormuş diye saçma sapan mafya dizilerine yığınla para verirken yaz dizilerine hayır demişler.
Sanki kışın çekilen dizilerin ömürleri oluyor, hemen final yapıyorlar. Bizim toplum artık öyle aile dizilerine gelemiyorlar. Ya mafya olacak, ya aldatma olacak, ya kadına şiddet olacak. Hepsi olacak ki anca izlensin. Usandık valla.
O yüzden bu dizilerimize sahip çıkmalıyız ama yazında dizi izlenmiyor ya. :/ Ama uslandık değil mi? Yazın dizi çeksinler izleyelim asdfghjkl




Dizi içinde dizi çekilen bir yapım.
Oyuncu ve ünlü(şaşmaz) erkek oyuncumuz ile, ailesine bakan, mahalle güzeli, rastlantı sonucu oyuncu seçmelerine katılıp dizinin kadın oyuncusu olan fakir kızımız.
Aşırıııııııı klişe değil mi? Ama senaryo güzeldi, arada piyasada olan olaylara değinmeleri, laf vurmaları hem düşündürücü hem de komikti. En son tekelleşme mevzusuna değinilmiş ki düşünün bu dizi 2022 yılının yaz ayında çekilmiş. :) Kaç senenin mevzusu, kaç kişinin hayatı gitmiş. Yazık günah.
Böyle yorum yazdıkça baya şeylere değinecek gibiyim ama şimdi bırakıp oyuncu kadrosuna bakalım^^



Burak Yörük//Tolga Tuna^^
Çocukluktan başlayan oyunculuğunun verdiği özgüvenle en son çektiği dizinin yapımcılığına soyunup, dizide izlenmeyince sona yaklaştığını ve borç batağında olduğunu bildiğinden çıkış yolu bulmak durumda kalır. Bu da hiç sevmediği yaz dizisi çekmektir.
Zor durumda kaldığı sırada kendisine saldıran kızı karşısından görünce seçmelere katılan ablasını kandırır ve seçmelerden geçmesine engel olur, kızımız durur mu herkesin önünde, canlı yayında Tolga'nın üstüne yürür ve herkes bunu rol zannedip Asya'nın rolü almasını sağlar.
Kendisini ilk 4N1K filmden tanırım, çoğu dizisini bilirim ama hiç izlemedim.
Oyunculuğu o kadar güzel ve mimikleri o kadar iyi ki(bence oyuncunun mimiklerinin olması en önemli şey) neden çok az rollerde oynadığına bakınca kendisinin tam bir baby face olduğunu gördüm.
Yani bu dizide daha olgun duruyordu ki yaşı 27'ymiş çekerken. Bundan önce Aşk Mantık İntikam dizisinde oynamış, orada 26 olsa orada bile çok olgun değil. Yani tip olarak değil, bence o yüzden bu kadar geç kalınmış bir oyunculuk var.
Geçen kış başlayan bir kış dizisinde sert adam rolünü oynamıştı(izlemedim), şimdi yine vurmalı, kırmalı bir dizide başrolde oynuyor, burada da baya sert ve inanın yakışmış. Bundan sonra daha çok göreceğiz gibi.
Bu diziyi ise kendisi daha çok sevdirdi, kaç kere başa sardım söyleme tarzından, mimiklerinde eğlendiğim için. Şu an mesela bir reklam çekimi mevzusu var, burada Asya'yı o kadar kıskanıyor ki ve düşmanı olan adamdan Asya'yı korumak istiyor k aşırı komik. :D
Tolga, ay pardon Burak sen harcanmışsın ya. :/
Ve bence çoğu sahne doğaçlamaydı, eğer öyleyse hiç şaşırtmaz. :D




İlayda Alişan//Asya Çelikbaş^^
Ailesine elinden gelen bütün desteği sağlayan Asya ablasının gittiği seçmelere o da gidince hayatı değişir. Başta istemese de sonunda ailesinin desteğini alarak sözleşmeyi imzalar ve yeni yaz dizinin başrolü olur.
Kendisinin dizilerini sadece Ateş Kuşlarına bakmıştım ama genel olarak tanıdığım biri. Magazin vs. sağ olsun tanıyoruz işte. Ateş Kuşlarında iyiydi ama kız ağlamaktan helak oluyor yeni dizilerinde. Şimdi adı lazım değil değil bir dizide oynuyor, geçen Murat Soner'in yorumunda gördüm iğrenç bir dizi. Yani şu yorumda bile izlediğim yerlerden midem bulandı, bu oyuncular nasıl kabul ediyor anlamıyorum. Tamam kadınların erkeklerden çektiği şeylere değinilmesi, bunun karşısından dimdik durmasını konu alan dizilerini yine çekin ama bu nedir arkadaş. Neyse, o dizi başka bu dizi başka.
Karakter olarak Tolga kadar sevemedim, sonlarda bile beni çizgimden çıkardı yani. 
Tolga ne kadar aşk adamıysa, Asya o kadar cadaloz bir karakterdi. Bu aşkı en çok sen hak ettin Tolga!!!!



Hakan//Atakan Yılmaz
&
Nazlı//Miray Şahin
Hakan Tolga'nın en yakın ve çatlak arkadaşı. Tolga'nın başına genelde hep onun yüzünden bir şeyler geliyordu ama son kısımda kendisine üzüldüm ya. Dizide harcanan en çok sendin Hakan. Kendisini ilk Tek Yürek dizisinde izledim, sonra Safir'de gördüm ama yaptığı suçlardan dolayı en son içeri atılmıştı, şimdi ne oldu bilmiyorum. :/

Nazlı Asya'nın ablası. Aslında oyuncu olmak isteyen kendisi ama Asya'nın işe girdikten sonra kendisinin de gireceğini düşünürken işler çokta istediği gibi gitmez bu sebeple çok yanlış şeyler yapar.
Karakteri o kadar bencildi ki yaptığı hataları kabullenmemesi en saçmasıydı. Çok sinir oluyorsunuz bu karaktere, şimdiden uyarayım.
Kendisini çoğu dizide gördüm ama uzun soluklu olarak İlayda Alişan ile oynadığı Ateş Kuşlarında izledim, orada olayı çok iyiydi. Burada ne kadar çekilmez bir karakterse o dizide o kadar iyiydi ki. Arada açıp izliyorum Zıpkınla sahnelerini. :D



Nesrin//Ceren Taşçı^^
Başta Tolga'nın menajeri, sonradan Asya'nın menajeri olan Nesrin'in en büyük düşmanı da Tolga'nın annesi. Diziye renk katmıştı resmen. Kendisini ilk Erkenci Kuş dizisinde izledim, zaten genelde de yaz dizilerinde izledik. Eee şu an yaz dizisi kalmayınca kendisini ne yapıyor bilmiyorum. Birkaç filmde de oynamışlığı var.



Asya'nın ailesi.
Geneli yaz dizilerinin vazgeçilmez karakterleri. Tabii ki her fakir kızın sert, her şeye karışan abisi, Kazanova eniştesi olur ya ha şimdi bunda onlar var.
Enişte mevzusunu fazla uzatmadan, abiyi ise zamanla daha medeni yapmaları güzeldi. Hatta bir ara Tolga Asya için abisini gaza getiriyor ama huyu değiştiği için Tolga istediğini alamıyor. O sahneyi kaç kere izledim bilmiyorum asdfghjkl



Nergis Kumbasar//Suzan^^
Tolga'nın annesi. Tam bir kibir bombası, Asya'yı ve ailesini tüm dizi boyunca küçük gördü. Artık bir yerden sonra gına geldiğinden hep atladım inanın. Yani bir yere kadar tamam ama sonrası inanın sıktı ve bazı başına gelenleri hak etti yani. O kadar sinir oldum ki kendisine fotoğrafı bile yandan çekimli buldum sdfghjklş
Kendisini tanıyoruz, çok tanıtmaya gerek yok bence. :)



Bahri//Mehmet Bilge Aslan^^
&
Selin//Hazal Benli^^
Yapımcı olan Bahri kızıyla beraber diziler çeker, zaten Tolga ile dizi çekmesinin nedeni de kızıdır. Dizide o kadar olay olmasına rağmen hep alttan alması hem komik, hem üzücüydü. Arkasından ne işler çevrildi ve ortaya çıkmaması -_-

Selin dizinin en en en kötüsü, her sahnesine sinir oldum. Hatta son kısımda sürekli atladım o gelince ve sürekli ekmeğine yağ sürülmesinden usandım. Bir yere kadar dedik ama yuh yani, senarist ne kafadaydı anlamıyorum. Bence dizinin bitmesinin tek sebebi bu karakterin yaptıklarıydı.
İlk defa burada izledim ama daha da bu yüzü unutmam sdfghjklşi



Yönetmen//Kadir sdfghjk
İsmini bulamadım o yüzden yönetmen dedim. Bu adam üzerinden tekellemeye güzel gönderme yapıyorlardı dfghjklş
Dizide her türlü projede vardı. Reklam çekiminde, Tolga'nın ilk çekilen dizisinde, kliplerde. Hatta bir yerde Asya görünce hocam siz misiniz, şaşırmadık falan diyor sdfghjkl



Ömer Faruk Çavuş//Onur Yekta^^
Aslında kendisi konuk oyuncu ama tanıdığımız için ekleyeyim dedim. ÇGHB'da oynuyor, bu dizide görünce şaşırdım ama rolünden dolayı çok güldüm kendine. :D Ama keşke şu sakallarını kesseydi. :D



Resimler^^



Dizinin en komik yanı da çektikleri dizide sürekli yaz klişelerinin bu şekilde de yaşamaları. Mesela çarpışmaları, göle düşmeleri, ormanda kaybolmaları, asansörde kalmaları. O kadar çok dalgaya almışlardı ki hep de çekiyorlardı. :D



Tabii klişenin dibi anlaşmalı sevgililik ve nişanlılık. :D Burada sürekli Tolga ağzının ayarı olmadığından onun belasını çekti sürekli. :D


Yani şu dizi çekilirken hangisinin sevgilisi çok yakın olmayın dedi bilemiyorum ama en çok İlayda'nın ki demiş olabilir. Burak her ne kadar böyle yakın çekimlerde güzel sonuçlar verse de İlayda'da o kadar uzaktı. İşte ne kadar kimya olsun fark etmiyor eğer oyuncu böyle yapıyorsa bütün büyü bozluyor. Çiftimizi herkes sevgili olarak biliyor ama o kadar uzaklar ki birbirlerinden biride demiyor ki bu nasıl sevgilik.
Biraz temas olsaydı ya. İşte diyorum ya diziyi Tolga yani Burak taşımız, haklıyım. :)




O kadar saçma klişeler vardı ki hem güldüm hem eğlendim hem de göz devirdim resmen sdfghjk



Burak'ın boyu 1.92, İlayda'nın boyu 1.58. Her izlediğimde çiftimiz sarıldığından yav şu kızın ayaklarının altına takoz koyun dedim ama kimse dinlemedi sdfghjkl
O yüzden sarılma sahneler -_-








Bu sahne hem çok romantikti hem de çok komikti.
Bunlar sabah beraber uyanıyor, Asya diyor ne diye öyle ahtapot gibi sarılıyorsun, Tolga'da diyor ahtapotu sadece ben yapmadım, sen de bana sarıldın beraber ahtapotu yaptık sdfghjklş
Biraz önce izledim, olayyyy sdfghj




Asya'nın son bölümlerdeki tarzına hayran kaldım, şu saçlarına falan. Keşke başlarda da öyle yapsalardı.



Dizide her ne kadar ağzından çıkanların belasını yaşasa da en acılı zamanları, tek kalmalarıda kendisi yaşadı. Bu bölümde çok üzüldük kendisine yaaa. :/




Şurada Tolga'ya; "Tolga nişanlın olay, git tadını çıkar." diyemedik, çünkü senarist yine saçmalama peşindeydi. -_-



Bu kısımda Asya'nın gördüğüne ben de şok oldum be. Yani öyle bir sahne esas çiftimizde olmadı bile. Yani neden bir dergi çekimi falan olmadı ki. Çıldıracağım. :D





Dizi bittikten sonra ısrarla ikize de başla dedim ve başladı, o yüzden dizi hakkında baya dedikodu yapıyoruz mesela. Bu çekimleri görünce şey dedim, neden dizi içinde de güzel bir dergi çekimi yapılmadı. Güzel sahneler çıkabilirdi. :) O zaman senarist beni yanına almalıydı, inanın dizi üç sezon devam ederdi. -_- 
Bu arada bu fotoğraflarda çoook cool. ;)


Gifler^^




Şu çizgili tişörtü hep giydirmeliydiniz yaaa sdfghjkl
En sevdiğimmm 





Sevgililer mi, kankalar mı belli değil.
Arka planda gerçekten arkadaşlar Burak ve İlayda ama arkadaşlar siz dizi çekiyorsunuz, bir salın gerçek hayatı. Bundan sonra arkadaş olan oyuncuları başrol çifti seçmeyin lütfen.





Dizide resmen Avrupa Yakası oyuncu geçidi vardı. İlk başta Şesu vardı, sonra bi programda Sertaç katılmıştı. Eğlenceliydi. :)






Bu sahne dizi tanıtımındaymış, ilk gördüm böyle bir sahne bilmiyorum dedim ama sonradan bakınca tanıtımmış. :D




Ve Son^^
Klasik Türk dizisi olduğu için bir yerden sonra saçmalaması, her bölümün 2 saat olması, sürekli entrikaların dönmesi, bir yere kadar güldürmesi falan filandı. Bir saat olarak alırsak ve dizi 20 bölüm olsa toplam 40 bölüm izlemiş oluyorum. Tabii son kısımları atladığım için dizileri bir saatte bitirmiş olabilirim. :D
Size öneriyorum falan demiyorum, isterseniz izleyebilirsiniz ama benim gibi yaz dizisi seviyorsanız, arka planda oynasın ben işimi yaparım arada da izlerim derseniz bakın derim.
Başta da dediğim gibi uzun zaman sonra bir Türk dizisini baştan sona izledim ve bitirdim. Bitirirken çok eğlendim ve sürekli sevdiğim bölümleri tekrar tekrar izliyorum.
Bir yerde Tolga ve Asya şarkı söylüyor, o kısımda Burak'ın gerçekten yeteneği görülmemiş dedim. Hem güzel oyuncu, hem diziyi alıp götürüyorum hem de sesi güzel. Geç fark edilmiş bir yetenek ve devam eder mi onu da kendi bilir.
Şarkının buradan dinleyebilirsiniz. Ben bir de şarkıyı söyleyen kişiden dinledim Burak daha güzel söylemiş. :)
Dizide sevmediğim bir diğer şey ise stilistleri. Kızlar aşırı açık giyiniyordu. Anladık yaz ama bazen gerçekten abartıyorlardı. Arkadaşlar siz söyleyin bu kadar baskıcı aile bu kadar açık giymek nedir?
O konuda cidden sıkıntı vardı. Bir de karakterlerin, ne çokta Tolga'nın son bölüme kadar nişan yüzüğünü çıkarmaması çok tatlıydı. Detaylar çok fazla var ve aklıma gelenleri anca yazabiliyorum :D
Bir de kanalla ilgili saçma bir sıkıntı vardı, dizinin kendi müziğinde neden telif olur? O yüzden sürekli ses kesildi ki bunlar hep önemli sahnelerdi. Bazı sahneleri ya alt yazılı izledim ya da gidip kanal d'nin uygulamasından izledim ama o aşırı sinirimi bozdu. İki tane reklam nedir ya???
Aşk-ı Memnu'da da öyle yaptılar bütün seyir keyfimizin içine ediyorlardı sdfghjklş
Kore dizi yorumlarından uzun bir son oldu, farklı ldu ama güzelde olduç
Öneri kısmı yukarıda dediğim gibi, isterseniz izleyebilirsiniz ama sinir olmaya, eğlenmeye de hazırlıklı olun. :)






Başka yorumlarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^




Buralarda da varım^^