Ephesus Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ephesus Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ağustos 2025 Çarşamba

Gündüz Günceleri//Sümeyye Demirkan Kitap Yorumu^^

Selamlar^^
Tam yaz aylarında okunacak, tek kitaplık bir kitapla geldim. Son zamanlarda tek kitap bulmaz zor oldu, bulunca da alıp bağrımıza basıyoruz resmen. :)
Tamam bu kitabın kutulu satışında Çevrimiçi kitabı da var ama öyle bağlantılı bir kitap değil. Sadece Çevrimiçi kitabındaki karakterlerimiz sonradan birkaç yerde geçiyor, onun dışında kitabımız tek.
Ben bu kitabı ilk Wattpad'de okumuştum ama ilk bölümü daha da devam etmedim, edemedim zaten.
Ama üzerinden o kadar zaman geçti ki sadece kalabalık bir aile olduğunu hatırlıyorum başkada bir şey hatırlamıyorum ne yalan.
İşte okuyarak böylece tanışmış oldum. :D
Kitabımız bol aile, bol kahkaha, bolda absürt komediyi konu alıyor. Hem bizden biri gibiler hem değiller gibi. :D



Gonca Gündüz altı çocuklu ailenin dört numarasıdır. Gündüz ailesinin tatlı ama biraz da asabi olanıdır. Onunla geçinemeyenin sorunu karşısındakinde aramasını ister ve bazı kardeşleriyle arası hep kardeş gibidir, bilirsiniz işte. Aslında son zamanlarda Gonca’nın kalbi biraz dertli de diyebiliriz. Son zamanlar dediğim zaman dilimi de bir yılı aşkın… Karşı evde oturan Yekta’ya epeydir karşılıksız aşkla bağlanmıştır fakat bu aşk onun için melankoli değil eğlencelidir de çünkü Gonca hiçbir erkeğin onun kalbini kırmasına izin vermez. Gonca’nın çatı katındaki odasından açılan pencere aslında tüm ailenin defterini aralar çünkü Gündüzler gerçekten olaylı oldukları kadar birbirlerine çok bağlıdır. Bu deli dolu ailenin maceraları bir an olsun bitmez ve onlara tanık olurken hep yanlarındaymışsınız gibi hissedersiniz.


Gonca kocaman bir ailede büyümüş, üniversite öğrencisidir. Her ne kadar sürekli banyo sıraları, bolca yemek, her şeye karışan kardeşleri olsa da ailesini çok sevmektedir. Hayatı okula gidip gelme, yemek yapma ve yemekle geçirerek rutin olmuştur.
Ama bir derdi vardır.
Hem karşı komşusu olan hem de okulda sınıf arkadaşı olan Yekta'yı karşılıksız sevmektedir.
Mahallelerine taşındığından beri Yekta'ya ilgi duyan Gonca aşkına karşılık bulabilecek midir?
Ailenin çoğu bireyi çatlak ama  Gonca hepsinden çatlaktı.
Yekta'yı çok sevse de bunu göstermeyen(Tabii biz iç sesini okuduğumuzdan ne kadar belli etmiyordu bilmiyorduk :D) ama içten içe bu sevdaya baya tutulmuş bir karakterdi. İşte şans bu ya okulda da hep yan yanalar.
Bu kısımlar güzeldi ama bir türlü açılmamaları, sonra Gonca'nın tam istediği olmuşken yine beklemesi beni çıldırttı. :D Hayır yani neden. Öyle çok hevesli olduğunu göstermek istemiyormuş falan filan.
Eeee biz niye okuduk o zaman o hevesli hallerini? :D
Ve kitabımıza Mustafa ve Nida girdikten sonra Gonca'nın Nida gibi davranması :D
Tamam Nida deli dolu bir karakterdi ama arkadaşlar eğri oturup doğru konuşalım, bir tane Nida yeterli. :D


Esas karakterimiz Gonca olduğundan diğerleri hakkında çok detaylı bir şey yazmak istemiyorum. Kısa kısa, büyükten küçüğe azıcık bahsedip geçeyim.
Gonca'nın en büyük ablası, eniştesi ve yeğeni Gonca'larda kalıyor. Ev o kadar büyük işte. Neden kaldığı yazılı tabii. Enişte ve ablayı çok sevdim, hatta ablaya üzüldüm çünkü evde anne dahil dört kadın var ama en çok yemek yapan ablası. Üzüldüm açıkçası ki Gonca ne kadar yardım etse de diğer kız kardeşlerin hiç yardım etmemesi, on kişilik bir ailede can sıkıcı yani.
Yine de ailede sevdiğim kişiler abla ve enişte oldu. Bir de Gonca'nın abisi. Hem aşçı hem de efendi bir karakterdi kendisi ama başı bağlıydı sdfghjkl Onu da çok sevdim, efendi olması ve Gonca ile iyi anlaşıyordu. Güzeldi. :D
Gonca'nın ablasıyla bir derdim yoktu ama onun bir ilişki mevzusunda neden öyle hemen oldu bittiye geldi anlamadım. Okumak isterdim o kısımları, güzel olurdu. Seride devam etmiyor, neden öyle oldu acaba anlamadım.
Gonca'dan küçük iki kardeş için çok diyecek bir şeyim yok. Erkek kardeşinin hikayesini de arada okuduk, o kısımları güzeldi ama Gonca'nın abisi miydi, İkizi miydi yoksa kardeşi miydi belli değildi. Tamam kardeşi tabii ki ama davranışları tam tersiydi. bazen Gonca kadar ben de sinir oldum. :D
Gonca'dan küçük kardeş ve Yeğene gelirsek. Kız kardeş tiktokçu ve sürekli bunun hakkında dalga geçmeleri kalp kırıcıydı sdfghjkl


Çünkü ben de video yayımlıyorum, tiktokta geziyorum. Hatta linkte veriyorum, bu küçümseme kalp kırıcıydı. Ama kız kardeş olarak diyorum ya evde beş tane kadın yokta abla ve anne, arada da Gonca'nın işleri yapması saçmaydı.
Yeğen konusunda Gonca'nın neden öyle davrandığını çözemedim. Evin tek torunu ve o nasıl muamele?
Evet kurgu bu ama ne bileyim o aile bağını ne yazık ki ben hissedemedim.
Eve misafir geliyor kızlar evden tüyüyor.
Tabii herkesin aile bağı farklı ama böyle aile kitabı çok okumadım açıkçası.
Kıyaslama olmasın ama Esnaf İşi Aşk'ta tam bir aile, mahalle mevzusu vardı. Absürt komedi olması güzeldi(çok bir absürtlük yoktu ama) ne bileyim en azından babasının "Kızım hep ders hep ders, gelin azıcıkta yanımızda oturun. Özledik." Mevzusu da bu kitaba gitmemiş bence.

Bunlar dışında kitabı sevdim, sona doğru Gonca'nın Nida gibi olması haricinde eğlenceli bir kitaptı. Tabii o karşılıksız aşkın sonu ne olacak az çok tahmin ettiğinizden bu konuda yazabilirim.
Çift olduktan sonra güzel bir ilişki, dışarı çıkmalar, gezmeler, tozmalar bekledim ama olmadı.
O cam açmama mevzusu beni aşırı üzdü, beklentim yerlerdeydi.
Niye öyle oğlanın çaktırmadan kıza bakması olsaydı, kıskançlıklar vs. olsaydı güzel olmaz mıydı?
Ben bu tarz konulara bayılıyorum, bence ne demek istediğimi anladınız. ;)


Şimdi bu kadar yazdın neden sevdin derseniz, eğlenceliydi. Bir de yazar Nota'nın Ervahı gibi bir kitap yazıp, sonra gelip bu tarz bir kitap yazıyorsa ne kadar başarılı olduğunu gösterir.
Mürekkebe Boyanan Sardunya serisi de çok farklıdır mesela. O kitaptaki karakterlerin ağır başlılığıyla, bu kitaptaki aklı bir karış havada olan karakterlerin aynı yazarın kaleminden çıkması takdire şayan bence. O yüzden sevdim ve kitap tam bir yaz kitabı.
Eğer kafa yormayan, akan giden, eğlendiren kitap arıyorsanız size tavsiyemdir. ;)
Not: Çevrimiçi ile set olarak satılsa da arada bir bağlantı yok. İkisini de ayrı ayrı okuyabilirsiniz. :)




Kitaba Puanım 5/3,5^^



Alıntılar^^


"Ne zaman karanlık çökse ve yağmur yağsa hep yanımda oluyorsun."
"Bundan şikayetçi misin?
"Bundan hiç şikayetçi değilim."



*****


"Fakat şunu bil ki ne zaman karanlıkta kalsam aradığım tek ışık sensin, ne zaman yağmur yağsa senin çatına koşmak istiyorum..."



*****


"İyi ki varsın ve hikayeme ortak oldun Yekta. Gündüzlere günce yazardım hep ve sen, sana ayrılan sayfamda en güzel hislerin olduğu kişiydin. Hep öyle olacaksın."

"İyi ki varsın ve hikayene ortak oldum Gonca. Ailenin yanında bana ayırdığın o sayfa var ya, işte o sayfada hep güzel şeyler yazacak, sana söz veriyorum."







Diğer yorumlarımda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^










27 Haziran 2025 Cuma

Revista//Gamze Çelik Kitap Yorumu^^

 Herkese selam^^
Size bol entrikalı, bol kaoslu, eğlenceli ve romantik bir kitapla karşınızdayım. Ayrıca harika, tatlı ve bir o kadar sinir krizleri geçirten bir kitaptı.
Keşke 30 Olsam, Şeytan Marka Giyer filmlerini seviyorsanız buna bayılacaksınız!!
İlk çıktığı an işte kitap budur dedim, okumalıyım bunu dedim. Çünkü kitabımız dergide geçiyor. Tabii ki bir dergi falan dendi mi kaos, rekabet, arkadan iş çevirmeler falan bolca oluyor. Bunda da onlar oldu işte.
Bayıldım kitaba, tabii bazı kısımlar beni benden aldı, o son neydi derken kitapta bitti zaten ve heyecanla ikinci kitabın yolunu gözlemeye başladım. 


Moda dünyasının en prestijli dergisi Revista’nın göz alıcı kapaklarının perde arkasında ihanet, entrika ve güç savaşlarıyla dolu karanlık bir oyun dönüyor.
Feris Doğan, yıllardır emek verdiği derginin genel yayın yönetmeni olacağına inanırken her şeyin kontrolünde olduğunu sanıyordur.  Ta ki derginin kuruluş yıldönümü partisinde, hayalini kurduğu koltuğun başkasına verildiğini öğrenene kadar…
Güvendiği insanların sırt çevirdiği, çarpık ilişkiler ve skandallarla sarsılan bu dünyada, Feris yalnızca iş hayatında değil, kalbinin derinliklerinde de sarsıcı bir mücadelenin içine çekilir fakat her sırrın bir sonu, her oyunun bir bedeli vardır.
Feris kendini güç savaşının içinde bulduğunda bir gerçekle yüzleşecektir: Güven en büyük lüks, aşk ise en tehlikeli tuzaktır.
Revista’da kural nettir: Ya manşetlere zaferini yazarsın ya da yenilginin haberini okursun.


Feris yıllarca emek verdiği dergide artık yayın yönetmeni olacağını inandığı bir gün koltuğunun başkasına gitmesinden sonra bütün ümitleri tükenir ama bu koltuk için savaşmak zorundadır.
Revista için elinden geleni yapmaya çalışan Feris'i zorlu zamanlar beklemektedir.
Kitapta Feris'e o kadar çok hak verdiğim yerler oldu ki, ben olsam neler yapmazdım dedim. Mesela çıkardım dergiden o sinirle ve gururla ama Feris tam tersi yapıyor ve koltuğu için savaşmak istiyor.
En iyisini yapıyor çünkü neler neler oluyor.
Tabii bazı yaptıklarına sinir oldum, çok fazla kibirli ve o kibir başını baya yakacak gibi. Ve şu inadı. Yani mevzu ortaya çıktıktan sonra birilerinin mevzuyu hemen kabul etmesi olmadı, azıcık sürünmesi lazımdı asdfghjk
Başarı konusunda kendisinden örnek almak lazım cidden.
Son kısımda yaptığını ne yazık ki mantıklı buldum, aksini yapmazdı Feris zaten, bakalım devamında neler olacak merak ediyorum.


Mayıs ve Nesli.
Editör ve sosyal medya müdürü. İkiside Feris'in yakın arkadaşlarından. Dergide ne olursa olsun hemen toplanıp dedikodu yapan o grup. Nesli ne kadar sakin ve mantıklı düşünsede Mayıs tam askine aklı bir karış havada. Aklı fikri flörtte olan Mayıs Feris'in ilişkileri hakkında da çok fazla söz sahibi oluyordur.
Nesli'nin gruba dahil olması çok farklı oldu ama güzel oldu. Böyle beklemiyordum açıkçası, aynı Feris kadar başka çok fazla önyargılı olduk ama neler oldu neler.
Sonrasında Mayıs, kadın resmen izlediğimi yabancı filmlerde o hoppa kızın ta kendisi.
Yabancı bir kitap okusam, yaptıkları ve söylediklerini garipsemem ama bu flört mevzusu ne yazık ki garip geldi. Yani bu kadar olacağını düşünmemiştim. Yani kitap Türk yazardan ve mekanlar Türkiye'de olsa da kitabın içeri tam bir yabancı gibi geldi bana. Ama biz görmesekte belki de bizim ülkemizde de aynıları oluyordur, bilemeyiz ki. :D Yine de garipsedim işte. :D Ve bakalım Mayıs'ın aklını çelecek kişi kim olacak, merakla bekliyorum. ;)
Tabii ikinci kitapta Nesli'ninde olayları var, onlarıda ayrıca okuyacak gibiyiz. Burada sadece Feris vardı, o kitapta bir kaç karakteri daha ayrıca okuyacak gibiyiz.


Kitapta iki erkek var, ikisinide yazmak istemiyorum çünkü spoiler olur. Sadece biri var ki evlere şenlik. İşte bu kısımda Mayıs'ın bu adamı övmesi çok yerinde bir olaydı. :D Diğer içinde çok haklıydı ama. Tam bir kaşık suda boğmalık adamdı. -_-
Kitabın son kısmında bazı şeyler oldu, burada Feris'e çok kızdım. Adam gibi açıklasa ya, bir de akıllı ve mantıklı geçinen biri diyeceğiz. :D Burada aklı uzaya uçtu, işte kitaplarda karakterleri böyle yazmaların ayrıca sinir oluyorum. O mevzu başka devam edebilirdi, ne öyle bıraktılar. :D Neyse, okuyanlar anladı beni bence. ;)
Feris'in yerini almak isteyen kişi ve diğerleri. Cansel'e aşırı kıl oldum. Feris o kadar haklı ki kitabın içine girip hepsini şöyle bir sirkelemek istedim. :D
Umarım kitabın devamında bizi sinir etmez. -_- Ki kesin edecek gibi. -_-


Spoiler olur diye çok detay vermek istemedim. Yukarıda da dediğim gibi eğlenceli kısımlarda vardı. Mesela bir taksi olayı, o kadar iyiydi ki hak etti birileri. :D
Yazarın okuduğum ilk kitabı, kalemiyle ilk defa tanıştım. Ne yazık ki ne kadar beğensem de bazı yerlerde sürekli tekrar etmesi ki bunu ilerleyen sayfalardan çok hemen alt satırda olması sıkıntıydı. Mesela Feris bir yerde işiyle ilgili yaptığı şeyi söylüyor, birkaç paragraf geçiyor ayını şeyi bir daha söylüyor. İşte bunlar birkaç kez tekrarlandı. Bu mevzuları editörler ya da son okuma yapanlar karışmıyor mu acaba çok merak ettim. İnşallah yazar bunlara dikkat ederde devamında böyle hatalar olmaz. Bir de Feris inşallah kibrinden dolayı başı fazla yanmaz. :D


Ben bu tarza bayılıyorum, Türk yazarın yazması ise bence artı puan. O yüzden hatalarıyla falan çok sevdim ben ve devamını çooook merak ediyorum. Hatta dedim bir yerde yayımlanıyorsa gidip okuyayım ama yoktu.
Artık kısa zamanda çıkması için dua edeceğiz, edeceğim. :)
Kitabımız hızlı okunuyor, bir oturuşta bitebilir bile ama benim öyle yeteneklerim yok. :D
Ve kitabımızda yetişkin içerik yok, gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz. :)





Kitaba Puanım 5/4^^




Alıntılar^^


"Zor olacak," dedim kırılgan bir sesle. "İnsanların söylediklerini duymazlıktan gelmek, onların yargılarına karşı durmak..."


*****


Gözlerini kıstı ve nazikçe, "Ben her zaman centilmenim," dedi.
"Yalnızca sen o tarafımla tanışmadın. Henüz."


*****


Telefon ekranını kapadığımda Hazar'ın gözlerindeki hayal kırıklığımı gördüm. O bakışlarda düşüncelerinin yansıması vardı. Konuşmadı ama sessizliği, en yüksek çığlıktan bile daha keskindi.






Bir kitabın daha yorumu biter, diğer yorumlarda görüşmek üzere^^
Sevgiyle kalın^^





Buralarda da varım^^













31 Mayıs 2025 Cumartesi

İlk Kitapta Aşk//Jenn McKinlay Kitap Yorumu^^

Selamla^^
Yine ve yeniden kitap yorumuyla kaşınızdayım^^ Bu seferki kitabım o kadar güzeldi, o kadar tatlı ve kalp kırıcıydı ki son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biriydi.
Bir kere kitabımız kitapçıda ve kitaplar arasında geçiyor. Yani aynı biz. Sonra İrlanda'ya gidiyor karakterimiz, G*zze olayında İrlanda çok destek verdi ülke olarak, halk olarak. O yüzden avrupaya gitme şansım olsa ilk İrlanda'ya giderdim.
O yüzden bolca İrlanda ve kitap olunca kitabı daha çok sevdim. Bir de tabii karakterlerimiz vardı ki tamamdır, on numara kitap. :)



Hayatını kitaplara adamış bir kütüphaneci... En sevdiği yazarın yaşadığı o tatlı İrlanda köyüne taşınır ve huysuz patronuna kalbini kaptırır. Beklemediği şey ise romanlarda okuduğu o çetrefilli aşkın bu sefer onun için yazılacağıdır!
Martha's Vineyard'da kitaplarla çevrili bir yaşam süren Emily Allen, en karanlık günlerinde ona ışık olan yazar Siobhan Riordan’dan beklenmedik bir iş teklifi alır ve İrlanda'ya davet edilir. Emily için bu teklif, hayallerine dokunma fırsatıdır ve hiç düşünmeden kabul eder. Siobhan Riordan ise on yıllık bir aradan sonra, herkes tarafından büyük beğeni toplayan serisinin final kitabını yazmaya karar verir. Ona bu süreçte yardımcı olmak Emily için her şeye bedeldir ama hiç hesapta olmayan bir şey vardır: Patronu Kieran Murphy. Bu aksi ve huysuz kitap kurdu, Emily'nin varlığından pek hoşlanmaz ve bunu net bir şekilde belli eder. Günler tatlı-sert atışmalarla geçerken Emily, hem bu yeni hayata hem de Kieran’a giderek daha fazla bağlanır.
Ta ki Kieran'ın bu zorlayıcı tavırlarının altındaki asıl sebebi öğrenene dek.
Siobhan hikâyesine son noktayı koymaya hazırlanırken Emily de kendi hikâyesinde bir sonraki sayfayı çevirmek zorundadır. Cesaret, aşk ve yeni başlangıçların heyecanıyla işlenmiş bu masalda Emily'nin kendi mutlu sonunu yazmayı öğrenmesi gerekecektir. Her sayfası umut ve aşkla dolu bu hikâye, kalbinizin en derin köşesine dokunacak!


Emily babasının onları terk etmesinden sonra annesinin sorunlarıyla baş etmekten büyük sıkıntılar yaşamaya başlar. İş hayatında da kütüphaneci olarak devam eden Emily gençliğinde hayata tutunmasını sağlayan serisinin son kitabını on yıldır beklemektedir. Bir gün serisinin yazarına yazdığı mektuptan sonra kendini annesinin baskısından koparıp İrlanda'da bulur.
Hastalık hastası olmasıda hayatını etkiler ama İrlanda'ya gelme kararı verirken her şeyi geride bırakmakta kararlıdır.
Her şey yolunda gitmiş, çok sevdiği yazarıyla da anlaşmıştır ama daha ilk dakikadan ona kötü davranan patronu ve yazarın oğlu çıkmştır.
Emily çok tatlıydı, annesine yıllar sonra karşı çıkması, hastalık hastası olmasına neden olan mevzu çok kalp kırıcıydı. Yine de herkese rağmen karar verip, ülke değiştirmesi takdiri hak ediyordu.
Sonralardan da gururlu çıkışları falan kitaptaki en sevdiğim karakter oldu.


Kieran, ismi zor olduğu için Kier diyeceğim.
Annesinin yıllar önce bıraktığı kitabın yazılmasını istemediğinden yeni gelen çalışanına çok iyi davranmak istemez ki hemen gitsin diye ama karşısındaki kişi vazgeçmeyince hislerine engel olamaz.
Kier için başta dedim Emily'yi tanıyor falan, ondan böyle ama işte iş başkaymış. Gerçekleri öğrendiğim zaman hak verdim kendisine. Onunda çocukluğu zor geçmiş.
Son kısımda yaptıklarına da ne yazık ki hak verdim. Yani burada kimse haksız değildi ama Kier aralarındaki en haklısıydı bence ve tavrı olması gerekendi.

Diğer karakterlerde kitapçıdakiler çok tatlıydı, sonradan Emily'ye sürekli mesaj atmaları tatlıydı. Tabii yabancı kitapların olmazsa olmazı saçma karakterler yok değildi. Neyse ki göze sokulacak kadar değildi de okumayı çok etkilemedi.
Bir de yazarımız var tabii, Kier'in annesi, Emily'nin en sevdiği insan.
Emily annesinden görmediği şefkati bu yazardan görüyor ve okuyunca o kadar mutlu oluyoruz.
Ben çok sevdim o kısımları okurken.
Tabii bir de Emily'nin annesi. Çok kötüydü ve öyle insanların gerçekte de var olması, çevrisindeki insanların hayatlarına kara bulut gibi çökmesi çok kötü.
Tabii o anneden kaçtığı kişide arkadaşı Samantha. Kier Sam olarak tanıyor ilk başta ve erkek zannediyor, o kısımdaki kıskançlığı çok tatlıydı. :)


Her anlamda güzel bir kitaptı. Aşkı da, aileyi de, çocukluk travmaları da o kadar güzel yazmış ki yazar kalbimize dokunup, içimize işliyor. Keşke olmasa dediğimiz şeyler ne yazık ki kaçınılmaz olarak oluyor. Tabii kitap diyoruz, hayal ürünü her şey değişebilir falan ama bence böyle olması gerekiyor bazen. Burada öyle bir mevzu vardı.
Kapak ve konudan daha çok aşk dolu bir kitap bekleyebilirsiniz, evet beklentiniz bu yönde olursa hayal kırıklığına uğramazsınız ama yanında üzücü şeylerde vardı.
Ben bu yüzden sevdim.
Aşk konusu da çok tatlıydı, çiftimiz atışmalarında bile kitaplardan alıntı bulup söylemesi ve hemen kitap adının bilinmesi kitabı üstü düzey bir şeye çevirmiş. :D Çok tatlıydı oralar.
Bir ara kitaplarla ilgili bir oyun oynadılar, okurken çok eğlendim ve ilerdeki müstakbel eşimde kitap kurdu olursa tam oynanacak oyun. :D

Hem akıcı, hem tatlı, bir yönden kalbe dokunan kitapları seviyorsanız kesinlikle öneriyorum.
İrlanda'da da olduğunuz hissediyorsunuz o anlatımla. Tamam sürekli bir tarihi yer vs. anlatılmadı ama okurken diyorsunuz ki tamam ben İrlanda'nın bir kasabasında, o güzel evlerin olduğu sokakta geziyorum. Bu yüzden de çok sevdim.
Kısacası çok sevdiğim, okuyun diyeceğim, bol kitaplı, bol aşklı, azıcık duygusal bu kitabı öneriyorum. :)
Kapağı da çok güzeldi, anlamlıydı da.
Tabii yetişkin içerik vardı, bunu bilerek okumanızı öneririm. :)




Kitaba Puanım 5/5^^



Alıntılar^^


Kaşları çatılmış  ve ağzının köşeleri aşağı doğru kıvrılmıştı. En sevdiğim romanlardan biri olan Jane Austen'ın Gurur ve Önyargı kitabında hayal ettiğim Fitzwilliam Dacry'ye ne kadar benzediğini fark ettim.


*****


Kendi kendime, önlüklü bir adam hayal etme, dedim. Ama dinlemedim. Adam yemek pişiriyor ve bu da çekicilik seviyesini arşa çıkarıyordu.


*****

Tüm İrlanda maceramın sadece bir rüya olduğunu keşfetmekten korkuyordum.


*****


"Senin için, Kızıl, istediğin her şeyi değiştiririm. Sadece eve gel ve ait olduğun yerde benimle ol."






Bir yorumun daha sonuna geldik, başka yorumlarda görüşmek üzere^^
Sevgiyle kalın^^





Buralarda da varım^^








28 Mayıs 2025 Çarşamba

Gökçen-Masallar ve Sonları//Loresima Kitap Yorumu^^

 Herkese selam^^
Bir serinin daha sonuna gelmiş bulunmaktayız. Ama öyle bir seri düşünün ki her kitap 500 sayfadan fazla ve dört kitap. Ona rağmen bitiyor diye üzülenlerdenim. Bütün karakterlere doyduk, yeri geldi güldük, yeri geldi ağladık, yeri geldi çokça kızdık ama en çok sevdik.
İşte öyle bir serinin sonuydu bu; Gökçen-Masallar ve Sonları...
veda ederken üzüldüm ama biliyorum ki eğer özlersem gider okurum ya da belki başka yerlerde karşıma çıkar, belli mi olur. :)
Askeri kurgu okumam diyordum, Gökçen içinde kesin çok fazla dramdır dedim ama öyle değildi. Evet dramdı ama bu kadar değildi. Ben daha çok eğlenen tarafım. :)
Yorum birazcık uzun olacak gibi, çünkü barut timindeki bütün karakterlerden azıcıkta olsa bahsetmek istiyorum. Çift olarak gideceğim, eğer önceki kitapları okumadıysanız spoiler yiyebilirsiniz. :)
O yüzden şimdi söylüyorum, eğer askeri kurgu seviyorsanız bu seriyi kesinlikle okuyun.:)



Derler ki mutlu sonlar masallar, mutsuz sonlar hikâyeler içindir. Masallarla büyüyen küçük Kepçük ve Pamuk, artık kendi hikâyelerinin içinde Murathan ve Gökçen olarak hayatlarına devam etmekte ve her geçen gün daha büyük bir aşkla birbirlerine bağlanmaktadırlar.
Peki hikâyeler de masallar gibi mutlu sonla biter miydi? Yoksa her bir masal mutlu sonla bittiği varsayılan belirsizlikler miydi?
Murathan ve Gökçen karşılarına çıkan tüm engeller ve belirsizliklerle yine el ele mücadele edecek ve bu masalı mutlu sonla buluşturmak için ellerinden geleni yapacaktır.
Peki aile, dostluk, vatan sevgisi, aşk ve sonsuz bir sevgi, kötü başlayan bu hikâyeyi bir masala dönüştürmeye yetecek mi?

En sona Murathan ve Gökçen'i koymak istiyorum, o zaman başlayalım^^


Zeynep&Hasan ve Mete^^
Kitap boyunca Mete gibi bir evlatlarını tutmakla, patavatsız oğullarının ticari zekasını örtmeye çalışarak geçti ve tabii ki bir de Zülküf var. Hasan'ın bu kitapta yaptıklarını okudukça kahkaha attım, haklı mı adam, sonuna kadar ama biraz fazla uzattı gibi. Sal gitsin, sanki seni dinliyorlar da. :D
En son ki bombaya ayrıca şok oldum, yani diyordum önceden falan ama şimdi olunca cidden şok olunası. :D Ve sağ olsun yazar azıcık olacaklardan bahsettiği, vay hallerine sdfghj


Zehra&Alican^^
Doğrusu ilk başlarda Zehra'nın hemen eş bulmasına sinir oldum dfghjk Kıskandık leyn yalan mı söyleyelim ama bu kitab abaşladığımda o his yoktu. Ve çiftimiizn mutlu olması tabii ki bizide mutlu etti. Ama Zehra'nın bir yerden sonra Gökçen gibi olmasını -_- şöyle okudum. Bir tane tripli Gökçen yeter Zehra, sen masum ol.
Alican zaten canım, kitabın en masumu, güzel seveni oldu. Tabii diğerleri de ama onlara ayrıca bir iki lafım var. :D


Aybüke&Süleyman^^
Kitabı okumaya ilk başlayanların tek sorusu, bu çift olacak mı? Evet olacak ve çoook güzel olacaklar nasıl diyeyim?
Biz okurken kaç takla attık, kaç kere üzüldük, kaç kere Aybüke artık şuna evet de diye sinirlendik, onlarda böyle okusun ve öğrensin sdfghjkl
Sabreden derviş muradına ermiş, azıcık sabretsinler. Aynı Süleyman gibi. :D
Bu kitapta normal bir düğün yasak, tamam Murathan ve Gökçen'in düğünü normal geçti ama nişanı, sözü, düğünü diğerleri aşırı olaylı ve başrol kim? Neyse söylemeyeyim sürprizi kaçmasın.
Kendileri hakkında olan bazı şeylere şok oldum ama neden?
Yani gerek var mıydı?
Bence yoktu. Buna yorumun devamında bahsedeceğim inşallah. :)


Bilge&Barbaros^^
Seride kendilerine hem üzüldüğüm ama çokça güldüğüm çiftim. :D Yaa son dakikaya kadar halen daha işlerin yokuşa gitmesi şaka mı? :D
Bence kitapta hak etmeyen tek çift bunlardı. :D Yazarın bir videosunda kız kardeş muhabbeti dönmüştü, dedim herhalde Barbaros'un ablaları varda izin vermiyor, iş başkaymış ve hiç beklemiyordum. :D
Yani son kısma kadar neden bu kadar sürveündü bu çifti?
Asıl sürünmesi gerekenler varken ki bence kim olduğunu anladınız. :D
İşte yazarımızın bu çift için nasıl bir derdi varsa sonradan da çok iyi şeyler olmuyor açıkçası sdfghjklş


Duru&Zülfikar^^
Üçüncü kitabın sonundaki o imkansızlık çok güzeldi, ilk başladığı zamanda Duru'nun güven problemi hissedilebiliyordu ve başlarına gelenler çok komikti. Zülküf'ün Hasan abisi için yaptıkları ayrı komikti ama sonradan Duru'nun o sert çıkışları çok hoşuma gitmedi açıkçası. Sen baştan beri abinden korkarken sonradan hangi yüreği yedinde bu diklenmeler neden?
Yani baştan o kadar korkmasından sonra son kısımlarda dikleşmesi hoşuma gitmedi. Ne demek istediğimi anlamışsınızdır diye düşünüyorum. ;)
Onun dışından en sevdiğim karakterlerden biri Zülküf, sen o kadar gez, toz, kızların kalbini kır sonra sürün sdfghjklşi


Gökçen&Murathan^^
ve geldik esas çiftimize <3
Kendileri evlilik yolunda yavaştan adımlarını atıyor ama tamam şimdi her şey yolunda derken ummadık kişilerden engel geliyor çiftimize, orada Gökçen2in yerinden ben olsaydım atlamıştım birilerinin üstüne(Sinir-stresten) Yani daha uzatmayın arkadaş. :D
Ne kadar çiftimizi sevsemde Gökçen benim favori karakterim değil, iş duygusala gelince çok seviyorum ama bazen o kadar şımarık hareketleri vardı ki gına geldi yani. Diyorum sadece Gökçen'i anlatsaydı bu kitap devam eder miydim?
Yani sırf meraktan ederdim ama Gökçen'in, en çokta Murathan'a olan çocuksu hareketleri hoşuma gitmiyordu. Bazen Murathan'da ona takılıyordu, aynı şekilde ikisinin kafasını birbirine vurasım geliyordu sdfghjk
Ama iş duygusala, aşka, aile ve vatan sevgisine gelince akan sular duruyor. İşte yüzde elli yüzde elli sevgim Gökçen'e. :D
Yine Gökçen olmasaydı Barut tim, Murathan ve dahası olmazdı.
Kız seni böyle seviyoruz ne yapalım. :D
Son kısımlar çok tatlıydı, yazarımızı bazı konularda tam Gökçen'lik mevzular yazmış. :D Yani o süreçte Gökçen aynısını yapardı, yazarda tam olarak onu yapmış işte. :D
Ve bu ve diğer çiftlerimizi okurken gerçek aşka inancımız tazeleniyor, yine de böylesi olmaz sanki ya. :D Hepsi hayal ürünü :P



Son kitap olarak çok iyiydi. Kitabı sadece aşk kitabı olarak algılamak yanlış, aşk var tabii ama yanında dostluk, arkadaşlık, aile, vatan, en çok vatan sevgisi vardı. Bunlarda zaten kitabın kalitesini arttırmış. Bu yüzden askeri kurgu dendi mi aklıma gelecek tek kitap şu anlık bu. Tamam kitap boyunca karakterlerimiz dağ başında değildi ama bence yeterince yer verilmişti. O vatan sevgisini iliklerime kadar hissettim operasyonlara gittiklerinde.
Kitapta olmazsa olmaz şehit mevzusunda vardı tabii ki, olmasaydı güzel olurdu. Gerçekte yüreğimiz dağlanıyor zaten ama işte illa ki o hissi yaşamamız, hissetmemiz için vardı. İlk Yusuf ve Ali, bir diğeride Emek. Ve Emek'in vasiyeti...
Ahh o kısım çok güzeldi. O sahneden sonra artık bütün evli çiftlerin bunu yapması şart gibime geliyor. Düğün yapmayanlarda kına gecelerinde yapsınlar. :D
Ulan Gökçen ne şanslısın ha, ya anneni dinleyip gitmeseydin oralara? :D
Yani ne yazsam bilemiyorum daha, çok güzel bir finaldi, olması gereken gibi bitti. Bazı şeyler havada kaldı ki bence onun sebebi Timur'dan kaynaklı. Henüz ona yazılmış bir son olmadığı için bakalım neler olacak. Ama eğer tahmin edilen şeyler olursa çok seviniriz yani. :)


Kitabı övdüğüm kadar rahatsız olduğum şeyi de yazıp sona gelelim.
Kitapta yetişkin içerik var, artık buna alıştık diyebiliriz Gökçen okurları olarak ama arkadaşlar bu kitabı +18 yaş aşağısı bir sürü okur okuyor ama artık bu konu hakkında yazmayacağım, ben sürekli uyarıyorum, anne ve babalar dikkat etsin ne yapabilirim.
Bazı kitapların yaş sınırı vardır, bu kitabın yaş sınırı son iki kitapla +18'e çıkıyor ne yazık ki. Hadi smutu geçtim kitapta çok fazla argo var. Evet askeri kurguda illa ki oluyor ve argo sevmesemde bazen cuk diye oturması beni baya güldürdü yalan değil.
Ama bu smut mevzusundan çok nikahın her türlüsünü kıydırıp ama öncesinden işleri haletmek neder arkadaşlar?
Yani eğer okursak ve eleştirmek elimdeki bir şeyse ben de bunu eleştiriyorum.
Bu yazar için demiyorum, şu an bu tarzdaki çoğu yazarın böyle yazması gerçekten sizi rahatsız etmiyor mu?
Yetişkin içerik yazmayı bırakın bunu benim ahlakıma ters yapması ve bunu yine çocukların okuması bence uygun değil. Şöyle düşünebilirler, demek ki çokta yanlış bir şey yok, sevgiliyle her şey yapılabilir.
O yüzden bu tarz kitapları aklı başındaki okurların okumasını istiyorum.
Yani spoiler vermek istemiyorum ama Murathan ve Gökçen'de tamam diyeceğizde diğerlerine ne oluyor? 
Siz rahatsız olmayabilirsiniz, benimde yaşım buna eriyor bunları okumak için. Ben uyarımı yaparım, rahatsız olduğum konuyu da dile getiririm, bir okurum sonuçta.
Okuyup okumamak, sizi rahatsız eder, etmez bu beni ilgilendirmez ama yetişkin içerik yazmadan da kitaplar çok satılabilir, okunabilir ve sevilebilir. Bunu da dipnot olarak düşmek isterim.


Askeri kurgu sevenler için önereceğim bir seri ama eğer bu tarz kitaplar sevmiyorsanız çok yanaşmayın derim. Evet kitap akıyor, çok eğlenceli ve bir o kadarda duygusal ama size hitap etmemesi sorun olabilir. Ben önceden askeri kurgu okumam diyordum, çok duygusal olur diye ama beni çok ters köşe yaptı bu seri, o yüzden başka askeri kurgu okumak istiyorum.
Kitapta adı geçen bir kaç karakter oldu, onlar için kitap bekliyoruz ama olur mu bilemiyorum. Gerçi Gökçen birkaç şey söyledi, bence olacak gibi ama şu an ortada öyle bir şey yok gibi(Olsun lütfen!!)
Onun dışından şu an Bülbül Kapanı devam ediyor, o askeri kurgu değil. Onun evreni çok farklı ve merakla devamını bekliyorum. Bu seri böyle bitmez, devam eder ama nasıl eder onu zamanla göreceğiz inşallah.
Ve bir serinin ve yorumun sonuna geldik.
Son kitap olarak böyle uzun bir yorumu hak ettiğini düşünüyorum. Ben seriye geçen sene Mayıs ayında başlamıştım, yayınevi ve yazar hızı o kadar iyi ki bakın Nisan ayında dört kitaplık, her kitabının 500'den fazla olduğunu düşünürsek ve arada Bülbül Kapanı'da çıktı dersek toplamda beş kitap okumuş, neredeyse 2500 sayfalık bir Loresima kitabı okuduğumu düşünüyorum. Onu yazmak ayrı, çıkarmak ayrı, okumak ayrı.
Gurur verici bir şey bence. Yazarından tutun, tasarımcısına, editöründen, baskıcısına emeği geçen herkese helal olsun ve emeklerine sağlık. 


Not: Diğer yorumlarımı okumak için tık tık!!




Kitaba Puanım 5/5^^



Alıntılar^^


"Gönül bir kuştur..." dedi Murathan.
"Ancak kendi yuvasını bulunca bülbül olur,"


*****


"Sana yürünmez, Duru," dedi Zülfikar.
"Sana sakince gelinir. Yine sakince kapın çalınır. O kapıyı açarsan ne ala."




"Ne zamandır Duru'ya aşıksın, lan?" dedi Murathan.
Zülfikar derin bir nefes verdi. Bütün bakışlar ona döndü. Bunu sık sık düşünüyordu. Belki ilk gördüğü andan beri. Bilmiyordu. Oradaydı hep işte. Kalbindeydi.


*****


Ama artık hayatın bana öğrettiği çok değerli bir ders vardı. Kötü anılar iyi anılarla özdeşleştirmediğimiz sürece can yakmaya devam eden anılar olarak kalırlardı.


*****


Buna şüphem yoktu.
Onlar Barut'tu.
Yaktıkları kadar ışık saçıyorlardı. Aldıkları her can, bin hayat kurtarıyordu. Vatanı için savaşan görünmez kahramanlardı.






Bir yorum ve seride böylece biter^^
Yeni yazılarda görüşmek üzere, sevgiyle kalın^^





Buralarda da varım^^





24 Nisan 2025 Perşembe

Gece Vardiyası//Annie Crown Kitap Yorumu^^

 Selamlar^^
Ramazanın ortasında bir kitaba başlamıştım ama kitabın çokta bu ayda okunacak gibi olmadığına karar verip Ramazan’dan sonra okurum dedim. Geçen okudum ve bitti. İyi ki böyle bir karar almışım sdfghjklş
Kitap tam bir romantik severler için, yani kapağı.
İçerik olarakta gerçekten çok tatlıydı ama anca yüz sayfası falan. Geri kalan zaten eğer başka türlüydü. Buna birazdan değineceğim inşallah. :)
Kısa ve akıcı kitabın yorumu az olur diyerekten devam ediyoruz. :D



Bir kitap kurdu ve basketbol oyuncusunun yolları kesişirse... 
Yalnız takılmayı seven Kendall Holiday, cuma akşamlarını kütüphanede gece vardiyasında çalışıp, fırsat buldukça aşk romanları okuyarak geçirmeyi ve kendini kitap kurgularında kaybetmeyi tercih eder. Ancak bu durum, basketbol takımının kaptanı Vincent Knight, yaralı bileği, asık suratı ve nefret ettiği bir ders için şiir önerilerine ihtiyaç duyarak ortaya çıktığında değişir. Uzun boylu, yakışıklı ve hazırcevap olan Vincent, Kendall’ı daha önce kimsenin zorlamadığı gibi zorlar.
Kendall farkında olmadan başrolünde kendisinin olduğu aşk romanına balıklama atlar fakat bir sorun vardır: Gerçek hayatta mutlu bir sona ulaşmak, klişe dolu romanlardan çok daha fazla doğruluk gerektirir.


Kendall cuma gecesi okulun kütüphanesinden vardiyadayken sessiz sakin geçeceğini düşünür ama hiç ummadığı kişiyi karşısından görünce hem şaşırır hem de burada olmasının sebebiyle ona takılır am aişler istediği gibi gitmez, ya da gider mi?
Hiç ummadığı şeyler olduktan sonra başka bir şey düşünemeyen Kendall sadece kitaplarının dünyasındayken çıkıp, gerçek hayatı görebilecek mi?
Kendall iyiydi, hoştu ama sürekli kafasında kurup inanması(bizide inandırması) çok sıktı yani. Tamam en çok senin kalbi kırılacak, en son sen utangaçsın. :D
İşin şakası sona doğru arkadaşının söylediklerine yüzde yüz katılıyordum.
O yüzden hem sevdim hem de çok sevemedim.
Bir de kardeşim her şeyden o kadar uzak olup, bu kadar cesur olmakta şaşırttı yani.


Vincent sakatlandıktan sonra edebiyat dersi için gittiği kütüphaneden eğlenerek ayrılacağını hiç düşünmemişti. Şiir derslerini sevmesede notları için şiir okuması gerekirken Kendall ile tanışıyor.
Daha ilk dakikadan ondan hoşlanır ama işler hiçte umduğu gibi gitmez.
Şimdi böyle anlattım ama kitapta Vincent öyle abartacak kadar ortada değildi. Gerçi kitap çok uzunda değildi, yani kısa olduğu için Vincent’i çok detaylı okumadık ama ondaki mevzu çok tatlıydı, doğrusu bunu beklemiyordum.
Utangaç oluşu kitaba ayrı bir hava katmış, normalde böyle basketbol kaptanları falan okulun en çapkını, popüleri olur ve bir anda okulun en masum kızıyla çıkmaya başlar. Ama burada Vincent öyle değildi, onu beğendim işte. :)
Belkide kitapta en sevdiğim şey Vincent’in farklı bir karakterde olup, tatlı olmasıydı. Hazır böyle bir karakter bulmuşken daha çok jestlerini falan okumak isterdik ama olmadı ne yazık ki.


Kendall’ın arkadaşlarından birini çok anlamadım ama aynı evde kalıp böyle güzel arkadaş olmalı, birbirleriyle aile gibi olmaları güzeldi. Sadece son kısımda biri için saçma bir şey yazılmış, inşallah yanlış yazılmıştır çünkü GEREK YOKTURDU!!!!
Vincent’in arkadaşları da iyiydi, biri için acaba devam kitabı çıkar mı merak ettim açıkçası. Onların hikayesi ne olur bilinmez ya da biz mi kafamızda kuracağız acaba bilemedim.

Gelelim diğer detaylara.
Kitabı elinize aldığınızda ya da ilk gördüğünüzde şey diyebilirsiniz, ne kadar tatlı, minnoş bir kitap. Ama arkadaşlar dışı sizi içi beni yakar asdfghjklş
Yani kitabın yetişkin içerikli olduğunu biliyordum ama bu kadar olacağını bilmiyordum. Yukarıda dedim ya yüz sayfa sadece konu var, gerisi hep smut.
Sen her şeyden habersiz bir kızsın Kendall bu ne haller???
Aşırı abartıydı ve bazı kısımları o kadar uzatmış ki atla atla kitap bitti. :D Şaka gibiydi yaa.
Bir de en son teşekkür yazısında annesine okuma dedim ama okuduğun için teşekkür demiş. Yav abla bir git yaaa :D
Yani annene okuma demişsin ama okumayan kimse kalmadın herhalde. Yani sırf daha çok popüler olsun diye bu kadar detaylı yazacaktın ismini ya da kapağı başka şey yapsaydın. İki tane masum öğrenci oldu mu sana grinin elli tonu ki belkide grinin elli tonu bu kitaptan daha masum kalırdı.
Şok oldum yani.
Tiktok okurları azıcık kendinize gelin, edebiniz nerede kaldı?????? Asdfghjklş
Gülüyorum ama cidden yeter yani, kitabın bu kısımları çıkarsak çok bir şey kalmıyor elimizde. Konu güzel aslında, bu konu üstünde daha güzel şeyler yazabilirdi ama ablamız başka şeyler yazmakta daha diretmiş belli ki.


Çok bir edebi değeri olmayan(şiirler hariç, onlarıda ben okumuyorum) bir kitaptı. Dümdüz, sizi yormayan, benim için smut çokta önemli değil diyorsanız bakın ama bakın kitap çerezlikten çok başka bir şey.
Akıcı olması güzeldi, bu kısa ya da sadee mevzunun yüz sayfalık olmasından dolayı değil yazarın kalemi akıcıydı. Seriyse ve arkadaşları çıkarırlarsa konusuna göre okurum belki ama umarım bu kadar yetişkin içerik olmasın. Tamam bazı kitaplarda böyle ama eğer bazı şeyleri bayaa detaylı yazıp uzatacaktın bari biraz daha randevu vs gibi hoş sahneler yazsaydın, işleri güçleri başka şeydi. Neyse. :D




Kitaba Puanım 5/3,5^^





Aslında alıntı vardı ama elimde post it yoktu, ben de yapıştırırım sonra dedim yapmadım kaldı öyle. O yüzden alıntı bu sefer yok. :) Ama diyorum ya anlamlı alıntılar vardı. :)






Bir yorumda böylece biter, başka yorumlarda görüşmek üzere^^




Buralarda da varım^^